Microsoft’un geçenlerde yayınladığı Windows 10 işletim sistemi, Rusya’da milletvekillerince casusluk nedeniyle yasaklanma teklifiyle karşılaştı.

Rusya parlamentosu milletvekilleri Windows 10’un çalışma biçimini casus bir sistem olduğunu söyleyerek kullanımına itiraz etti. Vadim Slovyov, Windows 10’un kullanıcıların şifre, metin mesajları, tarayıcı geçmişi, konum bilgisi gibi aktivitelerini depoladığını söyledi.

Tabi bu iddialara itirazlarda var. Microsoft’un asıl amacının, insanların kendi kişisel verilerini istedikleri gibi yönetmesini sağladığı söylenerek reddediliyor.

Son dönemde Microsoft, Windows 7­8 kullanıcılarına aylar öncesinden bildirimler göndermeye, Windows 10’a geçilmesi konusunda teşvik etmeye başlamıştı. Herhalde bugüne kadar bir işletim sisteminden diğerine en hızlı geçiş olmuştur. Dosyaların indirilmesi, DVD’lerinin basılması gibi şeyler olmadı, direkt Windows Update üzerinden güncelleme yapar gibi “arkana yaslan” şeklinde işletim sistemi yükseltmesi yapıldı. Ve hemen yapılan otomatik yüklemelerden sonra Microsoft yüksek reyting açıklaması yaptı.

Microsoft’un casusluğunu gizleyen kapalı kaynak kodlu olmasıdır.

Windows 10’un yazılım çekirdeği ve kodlanışının temeli gizli bir kod sistemine dayanır. Aslında Microsoft yazılımcılığının kuruluşu baştan beri casusluğu barındırır. Sadece kullanıcıların çalınan bilgileri değil, bilişim işçisinin çalınan emeği, yazılım geliştiriciliğinin özel kişilere atfedilmesi ve çalışmasının, kullanıcının yazılıma yabancılaşmanın en iyi temsilciğidir bu şirketler. Çünkü sadece Microsoft uzman ekibinin eline bırakılabilen ve onların istediğini yapabildiği, tüm kullanıcılara bu sistemin nasıl çalıştığına dahi bir kaynak kod vermeyen bir sistemin çalışması ve geliştirilmesi kullanıcı için izleyiciliktir. Geliştirilmesine kendini katamadığı, yönetiminden uzaklaştırıldığı bir sistemdir. Bunun zıttı da, yani açık kaynak ve özgür yazılımlar birkaç kişinin özel mülkiyetinden, birçok şirketin kolektif ancak sermayenin dışına çıkamadığı sürece onun özgürlüğü, şirketlerin en iyi teknolojik üretkenliği olarak, toplumun çalıştırılması ve sömürüsüne, şirketlerin kendi özel mülkiyeti veya sınıfsal mülkiyeti altında sadece ona özgü kalması ama bunun dışındaki üretim ilişkilerine duydukları ihtiyacı karşılaması olabilir.

Windows 8’in çıkmasıyla birlikte Microsoft casusluğu hız kazandı. Microsoft kendi mail sunucusu olan Hotmail, Outlook gibi mailerle bilgisayarın kurulumu ve açılışına izin vermesinde kendisini hissettirdi. Onedrive sistemiyle Office 2013’e kadar hepsi uzaktan sunuculara entegre edildi. Bunun anlamı neydi? Bilgisayarın kurulumundan, kimin ne kullandığına kadar, tüm metin ve kullanıcı hareketinin, açıkta hiç bir gizli bilgi kalmadan Microsoft sunucularında tutulması ve bu sunuculara bağımlı kalınması demekti. Bilgisayarın hardiskinin, Microsoft’un hardiskine dönmesiydi.

Web programcılığını düşünürsek, özellikle web server, Windows yazılımları ve internet sayfaları kullananlar ASP gibi dillerin ne olduğunu bilir. Başlı başına karmakarışık kapalı bir kod sistemi ile HTML önyüzüyle çalışır, ön yüzdeki kodlar sadece gerçek çalışan kodları kılıflar. Kodlardaki karmakarışıklık bilinçli üretilen bir şeydir. Yazılımcılar için sınırlı kaynaklar vardır. Yine zaten kullanıcıyı kendisinden dışlamasını ve asıl olarak yazılımın nasıl çalıştığının gizlenmesine dayanır. İşin kötü tarafı biz ne yaptıklarını bilmediğimiz bu sistemleri kullanmak zorunda bırakılırız. En basitinden örnek verecek olursak, yediğimiz bir gıdanın bile iyi kötü içinde ne olduğunu bilmek isteriz. Yazılımda bu durum gizlenmişse, insanların kişisel verilerini ve tüm ihtiyaçlarının şirket tarafından kullanıldığı ve kendisine bağımlılaştırıldığından başka bir sonuç çıkmıyor. Asıl olarak sorgulanması gereken bu tür yazılımların kimlerin elinde olduğu, insanların hangi kişisel bilgilerini kullandığı, ne için çalıştığı, neler yaptığı ve hangi ilişkileri kullanarak, kimleri çok çalıştırarak, kimlerin işini elinden alarak kar elde ettikleridir.

Dünyada bilişim ve yazılım sektörünün asıl olarak neoliberal üretim ilişkileriyle ne kadar genişlediğini, kullanıcıyı üreticileştiren ve çok yönlüleştiren şu açık kaynak kod sistemi ile ne kadar hızlıca dönüştüğünü, dönüştürdüğünü görüyoruz. Bu sistemler genellikle Laravel gibi insanın günlük dili üzerinden kod yazma kolaylığına veya önyüz, panelle birçok şeyi kolay üretebilir hala getirilmesi veya geliştirilmesiydi. Asıl amaç kullanıcının anlayacağı, en basit bir şekilde karışıklıktan kurtularak bir şey üretebileceğiydi. Kapalı kaynak kodlu yazılım eskiden iyi bir kar elde etme kapısıydı. Ancak bu sistem izleyiciliğe ve sadece tüketiciliğe dayanıyordu ve yeni üretim ilişkilerine uyum sağlayamaması yüzünden geriledi. Ve bugün, küresel rekabete uyum sağlamak için en basitinden kullanıcıyı da bu piyasaya katmakla olabileceğini planladılar. Bu onları diğer tekelci şirketlerle rekabette böylelikle geri düşürmezdi, hatta üretimi de genele yayardı. Bunu geliştirdiler, özgürce meta ilişkileri, üretimin bireyselleştiriciliği ve yabancılaşması, esnek tam zamanlı köleleşme ve kullan at tarzı sömürü, despotlaşan çalışma rejimiyle birleştirildi. Toplumun köleleşmesi üzerine kurulu ve yapay zeka ile geliştirilmiş, insanların yaşam, amaç, yönelim ve ihtiyaçları üzerinden oynayan bir bilinç altı reklamcılık geliştirildi, kapitalizme esir edilmiş ve iradesi kırılmış milyonlar bu vasıtayla kontrol edildiler. Bugün web ve mobil tasarımcılığı, uygulama ve geliştirmenlik teşviğinin altında aslında bu yatıyor. Bu sadece ekonomik ve kara dayalı olmaktan çok ideolojik ve aynı zamanda siyasal ve sınıfsal bir kontrol aygıtı. Çünkü bir reklam endüstrisinden bugün bahsedersek bu sadece bildiğimiz bir reklamcılık değil, elektronik ağlarda mübadele edilebilir bir şeye, para gibi alışverişe çevrilebilir bir değere dönmüş, azami kara içkinleşmiş bir şey olarak karşımızda duruyor.

Rekabet, yazılım ve üretim ilişkilerinin Windows’un gittiği yerin zıttı yönünde ilerlediğini ortaya koyduk. Windows bunun karşısında eski ilkel yöntemlerden vazgeçmek zorunda kaldı. Böylelikle milyonlarca insanın yeni versiyona entegrasyonunu yine ilkel bir biçimde sağlamış oldu. Ama bugünkü casusluk iddiaları, bu kirli üretim ve sömürü mekanizmasının yaptıkları yanında ufak bir teferruat. Microsoft’un da aslında bunun bugünkü standartlarda en azından kısmen gelişmiş ve açık bir sisteme doğru yol alacağı bir işletim sistemi için, belirli gizli­açık projelerinin olmadığı düşünülemez. Zaten kendileri Windows’tan vazgeçtiklerini açıkladılar. Üstelik biz şimdiye kadar sadece Windows’tan bahsettik, diğer yüklediğimiz yardımcı, lisanslı ve aynı kapalı kod sistemiyle yazılmış yazılımlarla, birden çok şirketin casusluk tehditi altındayız.

Yalnız yanlış anlaşılmasın, casusluk kapalı kaynak kodlarına mahsus bir şey değil, Facebook gibi birçok sosyal medya platformunu düşünürsek, casusluğun alasını yaptıklarını herkes bilir. Kapalı kaynak kodlu olmaması, casusluğun ortadan kalkması anlamına gelmiyor, hatta bilakis bunun olanaklarını da yaratıyor.

Açık Kaynak kod yetmez, aşmalıyız!

Dünyada açık kaynak kod sistemi üstüne büyük bilişim tekellerinin öncülüğünde kampanyalar başlatıldı, IBM öncülüğünde gelişen Google­Android, Facebook, Apple- Macos­ioss gibi büyük çok uluslu şirketlerin hızlıca açık kaynak kodlu sistemleri yeni bir yazılım donanım güç birliğiyle, “özgürlük” üstüne estirdikleri havayla insanları buna yönlendirdiler. Amaçları yazılımın özgürlüğü falan değil, sermaye birikimi ve rekabetinin, üretim ve katılımın küresel düzeyde merkezileşmesini sağlamaktı. Çünkü neoliberal şirketler bugün sadece kendi bünyelerindeki işçileri sömürerek, onları teknikleştirerek küresel rekabette ilerleyemeyeceğini biliyorlar; bugün ancak toplumun tüm kesimlerine ve gelişimine, üretimine dayanan sistemleri yaratarak ancak bu rekabette olabileceklerini görüyorlar. Birbirlerinin önüne geçebilmek için ellerindeki tüm zekice kozları oynuyorlar. Yalnız bugün görüldüğü gibi bunun karşısında yazılım ve bilişim işçisinin muazzam kolektif üretkenliği ve niteliği güçlendiği gibi, metalaştırılan kullanıcıların da reklamlardan kurtulmak için, Ad­block gibi tarayıcı eklentilerini indirilmesiyle durum farklılaşıyor.

Yazılımın özgür olarak ve herkes tarafından geliştirilmesi iyi bir gelişmeyken, bu yetmeyeceği, kullanılan araç ve nesnelerin hangi sınıfın kontrolünde gelişeceği temelde önemde duruyor.

Açık kaynak kod sistemli demek, müdahale edilebilir demek değildir. Çünkü açık bir sistem de olsa, bu yazılımın üreticiliği belirli şirketlerin elinde; veya özgür yazılım kapitalist sınıfın özgür mülkiyetinde. Bu vasıtayla, insanların tüm etkileşim ve düşüncelerini bile çoktan kendilerinin mülkiyetine geçiriyorlar. Mesela son süreçte Facebook’un insanların ne düşündüklerini sorduğu profillerinden, yazıp sildikleri metinlere dahi, geliştirildikleri kod sistemiyle Facebook’un sunucularına depoladığı ortaya çıktı. Bu kodların bunu nasıl yaptığına kadar tespit edildi. Yalnız Facebook dışında kimsenin müdahale etme şansı olmadı. Özgür yazılım lisansına sahip olmasına rağmen Ubuntu’nun yeni bir versiyonunda, belirli şirketlerin spamları tespit edilmiş, ancak müdahale edilebilir olmuştu.

Casusluk, reklamcılık, milyonlarca insanın üretime teşvik edilmesi, ödenmeyen emeklerin çarpıp dolandırma yoluyla ele geçirilmesine ve bunun gizlenmesine sessiz kalınamaz. Bu teknolojinin gelişmesinin geriletilmesi, ilerletilmesi mevzusu değil, kapitalist üretim mantığının sorunudur. Bunlar her gün insan hareket ve etkileşimlerinin, davranış ve düşünce gelişkinliklerinin, yaratıcılığın en alasını izinsiz olarak alması, reklam verenlerin hedef kitlesine sokuyor olmasıdır. Kapitalist sistemde bu değil mi zaten? İlk elden her şeyi bir temsilciliğe ve izne maruz bırakır, sonra tüm her şeyi metalaştırır, ondan bu ufak bir detayla para ödeyerek sıyrılır. Microsoft’ta bu kirli piyasadan ders çıkartmış benzer çalışmalara hız vermiş görünüyor. Özellikle şu Windows 10’a entegre ettiği Cortana denilen asistan, Google­Facebook’un uluslararası büyük yapay zeka labaratuvarlarının çalışmalarından esinlenen bir şeye benziyor. Bugün Microsoft’ta kademeli ve kitlesel işçi kıyımlarının olmasının sebebi de aslında bu çelişkide yatıyor. Şimdi Windows’tan vazgeçen bir Microsoft’un, tüm piyasa ve donanım endüstrisi ile, çok uzun yıllardır etkisi altındaki kullanıcı kitlesine başka türlü bir yazılımla çıkmak için, tabandan her şeyi değiştirerek hazırlanıyor olmasıdır. Bunun sonuçlarını da özellikle şu önümüzdeki süreçte işten atmalarda göreceğiz.

Sonuç olarak Microsoft’un casusluğu basit bir bulut sistemde değil, bugüne kadar nasıl çalıştığını bilmediğimiz sistemin kaynağındadır. Bunun için açık kaynak ve özgür yazılımların faydası tartışmasızdır ama kapitalizm altındaki çalışanları ve geliştiricileri ücretli kölelik boyunduruğundan kurtarmaya yetmez, bilakis, bir zamanlar sanayinin özgürlüğü altında sermayenin özgürlüğü idealize edildiği gibi şimdide yazılımın özgürlüğü altında toplumun işçileştirilmesi ve mülksüzleştirilmesi anlaşılabilir. Yazılımın, bilgi ve insanlığın köleleştirilmesine karşı çıkmak için, çalışma araçlarını kendi elimize almamız gerekiyor. Özel mülkiyet dünyasına, her şeyin metalaşmasına karşı; emeğin teknoloji eliyle esir alınmasından kurtulunması için kapitalizmin özgür, bilimsel, sosyal bir gelecek uğruna işçiler tarafından yıkılmasından geçiyor.