Yakın zamanda Avcılar ilçesindeki MEİS isimli sitede yaşayan trans bireylere karşı mahallelinin öfke dolu eylemleri cinsel yönelim konusunu tekrar gündemimize taşıdı. Olaylar esasında, kentsel dönüşüm uygulamalarının somut olarak başladığı günlere denk gelmesi ve lokasyonun da gittikçe değerlenen bir yer olması sebebiyle konut sorunu, dışlanan bireylerin trans olması ve fuhuşa zorlanmalarından dolayı da cinsel yönelimden kaynaklı işsizlik gibi birçok başlığa temas ediyor.

Bugün her ne kadar onlarca ülkede; binlerce EBT (Eşcinsel Biseksüel Trans) bireyin şen kahkahaları ile yürüdükleri “Onur” günü etkinlikleri, neredeyse tamamında yerleşmiş bulundukları kasaba ve mahalleler, “sanatçı” kimliği bile popüler olmuş ebt’ler bulunsa da kapitalist ekonomi ilişkileri içinde bir yandan da Halil İbrahim Dinçdağ örneğinde olduğu gibi, kimliğini açık edince işinden olan spor emekçilerini,  bedeni ile barışık olmak için cinsiyet değiştiren ve bu yüzden onurlu bir iş bulamayıp zorunlu olarak bedenini satmak zorunda kalan trans kadınların var olduğunu bilmek, özgürleştirilmiş/kazanılmış alanlar olarak tasvir edilen “gey” mahallelerini de “getto”lar olarak okuyabilmek gerekiyor.

Aynı zamanda MEİS sitesi özelinde işsiz bırakılarak zorunlu beden ticaretine mecbur bırakılan kadınların yerleşimlerinin de bir siteye hapsedilmesi, transların şehir yaşamından mümkün oldugunca izole edilmesine gayret gösterildiğine işaret ediyor. Düzen medyasında ballandırılarak gösterilen ebt bireyler, şarkıcılık, modacılık gibi marjinal işlerden yaşamlarını kazanabiliyorlar. Nişantaşı, Osmanbey, Cihangir gibi çok sınırlı yerlerde ikamet edebiliyorlar. Toplumun genelinde ise aynı yönelimdeki bireyler, kimliklerini saklamak zorunda kalıyorlar. Cinsel yönelimini açıkladıklarında işten atılabiliyorlar. Sosyallaşebilmek adına profil sitelerine, sohbet kanallarına, “ gey” barlara, “gey dostu” sanatçılara yönlendiriliyorlar. Piyasa kendi tüketim kültürü içinde bu bedenleri de tüketilir hale getiriyor.

Emeğini satarak geçinmek zorunda kalan bizler, günü geliyor şoven duygularla, günü geliyor dini ayrımcılığa vurgu yapan söylemlerle birbirimize düşman edilirken, farkında olarak ya da olmayarak bu konu üzerinden de taraflaştırılıyoruz. Asgari ücretle çalıştırılmaya, uzun mesai saatlerine, güvencesiz çalışmaya, diğer birçok sosyal hakkın gaspına olan öfkemizi, ötekileştirilmiş olana akıtan bir ablukanın içinde yaşıyoruz. Kürt işçilere baskı yapan tarla ya da inşaat sahiplerinden, yoldaki transı bıçakla katleden “erkeğe”, hepimiz aynı zehirli havayı soluyoruz. Kapitalizm, iki yüzlülüğü ile trans kadını işsiz bırakıp fuhuşa sürüklüyor, aynı iki yüzlülükle sömürdüğü işçiyi, kültürel cenderede kesiştirdiği trans kadına düşman ettirip katili yapıyor.

Cinsel yöneliminden dolayı fuhuş yapmak zorunda kalmak aslında işsiz bırakılmaktır. Toplumsal bir mobbingdir. Farkına varılıp taraf olunması gereken bir gerçekliktir. Avcılar’da yaşanan olay üzerinden, özelinde trans bireyler, genelinde hepimiz için güvenceli iş ve iş güvenliği talebini yükseltmek,  düşlerini kurduğumuz günlere giden yolda bu gerekçeyle de bir arada durmak, safları sıklaştırmak gerekiyor. Onurlu bir yaşamın, insanca yaşanacak günlerin, burjuvazinin iki yüzlü iktidarı altında olamayacağının farkına varmalıyız.

Tüm bilişim çalışanlarını, eli klavyeye değen herkesi bu bilinçle selamlıyor, ebt bireylerin fuhuşa karşı trans bireylerin yaşam hakkını ve onurlu bir iş talebini savunmasını destekliyoruz.

Bilişim ve İletişim Çalışanları Dayanışma Ağı

BİÇDA