Bilisimcalisanlari.net sitesinde yayınlanan iş tecrübelerinin bir kısmını okudum, ben anlatılan olumsuz koşulların büyük bir kısmını tecrübe etmedim. Bunun ilk sebebi iş hayatındaki tecrübemin ve şirketteki çalışan sayısının az olması, ikinci sebebi ise şirketin -büyük ekonomik kriz gibi-  beni direkt etkileyecek zor koşullarla, çalıştığım süre içerisinde karşılaşmamış olması.

Bizim şirkette yaşadığımız sorunlar, yöneticimizin itaatkar ve patron yanlısı olmasından kaynaklanıyor. Onun için sizin taleplerinizin hiç önemi yok. Kendisi aksini idda etse de bunu onun davranışlarından anlıyorsunuz. Ay ortasında gelen avans talebi “patronu küçük konular ile meşgul etmeyelim” gerekçesiyle, size yararı olmayan bir öneri sunularak çözülmeye çalışılıyor. Yöneticiden önce herhangi bir mevzu hakkında patron ile görüşürseniz, yönetici sizi uyarmak yerine sinirle size bağırıp işten ayrılmanıza sebep olabiliyor.

Birden çok şirketin bulunduğu bir alanda çalışıyoruz, burada 15 dakikada bir çalışanları toplu taşıma araçlarının bulunduğu yerlere götüren, ring adı verilen servisler kalkıyor. Bu servislerden birini kaçırırsanız 15 dakika diğerinin kalkmasını beklemelisiniz. Seferleri nadir olan bir belediye otobüsüne yetişebilmek için, saat 7’de kalkan ring servisine yetişmek gerekebiliyor. Birlikte çalıştığım arkadaşlardan biri ringe yetişebilmek için yöneticimizden sürekli olarak mesai saati bitimine 3 dakika kala işten çıkmayı talep etti. Bu talep, “Son 3 dakika içerisinde bile müşteri arayabilir!” gerekçesi ile reddedildi. Fakat kendileri sonsuz sayıda sizden fazla mesaiye kalmanızı isteme hakkına sahiptirler.

Hastalandığımızda bitkinliğimiz, hastalığın direncimizi fazlasıyla düşürmüş olması göz ardı edilebiliyor. Geçen kış 7 gün boyunca grip yüzünden bitkin düştüm, kendisi bunu görmezden gelip üzerimdeki işi bitirmemi bekledi, günler geçmesine rağmen iyileşemeyince, rapor alacağımı belirttim. Bunu söylediğimde “Sende ciddi bir şey görmüyorum, senden beklenen acil işler var, kararı sana bırakıyorum fakat bence işleri tamamlamalısın.” şeklinde beni umursamayan bir karşılık verdi. Bu durumu benimle birlikte dört kişi yaşadı. Hastayken açıkça ifade edilmeyen bir baskıyla işe gelmeye mecbur bırakılıyoruz.

Yaptığımız işlerden biri satış ekibinden gelen teknik talepleri çözmek.  Bu ekiple iletişimimiz sırasında onlarla yaşadığımız sorunlarda,  biz haklı olsakta yöneticinin, karşı tarafın bize olan haksız eleştirilerini kabullendiğini ve bizi savunmadığını düşünebiliyoruz. Bu güvensizliği yaratan yöneticinin kendisi oldu. Yönetici bir irade gösteremeyince herkes size yüklenme hakkını kendinde buluyor. Bu durumlarda  hedefler, iş önceliği bahane ediliyor ve  çalışma koşullarınızın önemi geri plana itiliyor. Örneğin mesai sonrası çantanızı toplayıp gitmeye yeltendiğiniz anda bile, acil bir iş olduğu belirtilerek sizden bilgisayarı yeniden açmanız istenebilir. Size reddetme hakkı verilmediği için ertesine güne kalsın diyemezsiniz. Ertesi güne bırakılmasında sakınca olmayan iş için  -mesai sonrası planınız olsun olmasın- iş yerinde kalmaya devam edersiniz.

Şirkette bu tarz durumlarla sürekli karşılaşmak muhtemel, bu sorunların sürekli olması, sizden sürekli taviz vermenizin ve itaat etmenizin beklenmesi  ister istemez sizi olumsuz etkiliyor. Kasılmadığınız, haklarınızdan taviz vermediğiniz çalışma koşulları istiyorsunuz. Yöneticiniz size olan sorumluluğunu yerine getirmeyip, rahat bir çalışma ortamı sağlayamadığında dış etkenlere karşı asıl iradeyi göstermek size kalıyor.