Bizim şirkette bir zamandır işler pek yolunda gitmiyor. Kriz bizi de vurdu. İşler de söylendiği gibi açılıyor felan değil. Küçük çaplı işten çıkarmalar oldu ama durum henüz stabil. Tahmin edersiniz ki, bir belirsizlik, bir korku havası var. Çalışanlar içinde iş aramayan pek yok gibi. Herhalde son günlerde kariyer.net iş yerinde en çok ziyaret edilen sitedir. Öyle ki şu şekilde gerçekleşen olaylar çok sıradan hale geldi: Sigara içmek için öğle arasında arkadaşlarla dışarı çıkarsınız, tam sohbetin ortasında birinin telefonu çalar, ardından o kişiyi tanımadığını belli eden bir ses tonuyla “Buyrun benim?” der ve cevabı duyduktan sonra yalnız konuşmak için grupdan ayrılır. Kimse de beyaz yakalı kibarlığını elden bırakıp, o kimdi, görüşmeye mi çağırdılar, diye sormaz.

Geçen hafta müdürlerden birinin kübiğinin önünden geçerken şu olaya şahit oldum. Bir çalışan müdürüne şöyle diyordu: “Etrafta işten atılma dedikoduları dönüyor. Atılmak istemiyorum. Çünkü atıldığım zaman sicilime yansıyor. Böyle bir durum olursa önce bana haber verirseniz, ben istifa etmek isterim.” Kendimi sakinleştirip, oradan uzaklaştım. Ama içim içimi yemedi değil. Düşünsenize şirketler bizim maaşımızdan kestikleri tazminatları vermemek için kırk türlü takla atarken, bizleri istifaya zorlarken, bizim insanlarımız ne idüğü belli olmayan bir sicil sistemi kurgulayıp, atıldıkları zaman o sicil sistemindeki kayıtlarında kocaman puntolarla “KOVULMUŞTUR!” yazılacağını hayal ediyorlar. Orada harcanan emeğin, karşılıksız çalışmanın haddi hesabı yokken, bir de bu kazığı yemeyi canı gönülden istiyor bazılarımız. İşe iade davası açıp hakkını aramak yok, o şirketin özel kayıtlarında mahkeme zoruyla bu sözün yazılmamasını sağlamak yok, hiç bir şey yok. “İş ahlakını” her zaman şirketler lehine çalışan aşılamaz bir yapı görüp, sinirlenmek bile yok. Yalnızca, söyleyin ben de paşa paşa istifa edeyim, siz de hakkımı yiyin, var.

Bir çok soru sorulabilir. İnsanları bu şekilde düşünmeye iten nedir? Çok mu film izlediler? Yoksa çok mu mücadele edip yenildiler? 1984, Orwell’ın umduğu gibi bir direniş kültürü değil de, bir “loser” kültürü mü yarattı? Yoksa gerçekten de böyle bir sistemleri var mı? Olsa bile bir yerde işten çıkarılanı neden almasınlar? vs…

Hiç kuşkusuz şirketler kendi aralarında anlaşıp, insan kaynakları şirketleri denen modern köle tacirleriyle uzlaşıp böyle bir database yaratabilirler. Oysa henüz böyle birleşmiş database’leri yok. En azından net olaylar yok. Bir şehir efsanesi düzeyinde. Böyle giderse olduğu zamanları da göreceğiz. Çünkü bu korkuların, bu çekincelerin olduğu, yapılanlara karşı hiç bir direnişin gösterilmediği bir ülkede bunu da yapabilirler. Ama böyle bir durum oluşsa dahi, yapılması gereken direnme kültürünü, hakkını isteme kültürünü öne çıkartmaktır.

Acaba o arkadaşın kurguladığı şey böyle birşey miydi?


Şimdi şirkette o arkadaşla bu konuları konuşabilecek bir samimiyete ulaşmaya çalışıyorum. Bir gözüm üzerinde. Umarım bir gün bizle tanışır, bu yazılanı okur, o kişinin kendisi olduğunu anlar ve bana geçmişte düşündüklerine sinirlendiğim için hak verir.