...çalışmalarımız şirket tarafından takdir görüyordu. Buna rağmen büyük ölçekli yabancı sermayeli şirket”imiz” daha fazla kar edebilmek için, iş gücünün/mühendis emeğinin daha da ucuz olduğu Hindistan veya Çin gibi ülkelere yatırımlarını kaydırmayı uygun görmüştü...

Ne yazık ki iş güvencemiz olmadan çalışmaktayız.İşimizi kaybetmemiz genelde bizim elimizde olmayan sebeplerden oluyor. Ekonomik krizler, değişen şirket politikaları, profesyonellikten uzak kişisel çıkar kavgaları ve hatta bilgi ve tecrübemizin iş yerinde beklenenle örtüşmemesi işimizi kaybetmemize sebep oluyor. Ve bu herkesin her iş kolunda ve her ülkede başına gelebilecek bir şey.

Bu durum benim de üç sene önce uluslararası bir elektronik şirketinde çalışırken başıma geldi. Sadece ben değil  30 mühendis arkadaş işten çıkarıldık. Üstelik şirketin 2007 yılında açıkladığı cirosu 7.2 milyar Amerikan dolarıydı ve üstelik performans ve çalışmalarımız şirket tarafından takdir görüyordu. Buna rağmen büyük ölçekli yabancı sermayeli şirket”imiz” daha fazla kar edebilmek için, iş gücünün/mühendis emeğinin daha da ucuz olduğu Hindistan veya Çin gibi ülkelere yatırımlarını kaydırmayı uygun görmüştü.

Şirket idari müdürleri ve insan kaynakları bize işten çıkarılacağımızı kapanacak olan bölümlerin katıldığı bir toplantıda açıkladılar. Bir aydan daha az bir zamanımız vardı, ne yapmamız gerektiği konusunda bilgimiz yoktu. Hemen Elektrik mühendisleri odasını(EMO) aradık , iş kolumuzda örgütlenme yetkisi olan Sosyal-İş sendikasını aradık.Durumumuzu anlattık , toplanmak, ne yapacağımızı konuşmak  için sözleştik.

Ertesi gün Sosyal-İş İstanbul Şube başkanı , EMO avukatı çalışma saatinde işyerine yakın bir yere geldi. İşten çıkarılırken bize verilen belgeleri okumamızı, belgelere o günün tarihini atıp , “Tüm haklarım saklı kalmak kaydıyla” ibaresini yazdıktan sonra imzalamamızı söylediler. İşe iade davası açmamızı ve bunu işten çıkarıldıktan sonraki bir ay içinde yapmamız gerektiğini açıkladılar.

Sendika ve EMO ile yaptığımız toplantıya müdüründen çalışanına tüm işten çıkarılacak arkadaşlar  katıldı. Sadece bizim durumumuz değil  sendika ve EMO hakkında  da sorular soruldu, cevaplar verildi. “Sendika işçiden yana mıdır?” diye bir soru dahi soran arkadaş oldu. Gerçi bu soru örgütlülük bilinci gelişmiş sendika tecrübesi olan bir arkadaş için başka anlamlar yüklü olsa da bunu soran arkadaş ilk defa sendika fikri ile yüzleştiği için tamamiyle saf bir ifade taşımaktaydı.

İşten çıkarıldığımız gün herbirimize teker teker işten çıkarılma kağıtlarımız verilirken bir arkadaşımız işverene “sizi dava edeceğiz” dedi onlar da “Edin, kaç kişi edecek ki , 3-5 kişi eder onu da ödemeye hazırız” cevabını verdi. Sonuçta 3-5 kişi olmasa da bundan biraz daha fazla arkadaş işe iade davası açtık. Büyük çoğunluğumuz EMO avukatı ile , birkaç arkadaş da kendi avukatları ile işe iade davası açtı. Beyaz yakalı mücadelesi oldukça geri olduğu , mücadele deneyimi aktarımının yetersiz olduğu ve bunlardan dolayı emek mücadelesine cesaret edemedikleri için diğer arkadaşlar dava açmadılar.

Temyiz süreciyle beraber 2 yıl süren hukuk mücadelesi işçilerin lehine sonuçlandı. Şirket  çıkardığı mühendislere, işe iadenin karşılığı olan 8 maaş tazminatı faiziyle beraber ödemeye mahkum edildi.

İşveren bu iki yıl içinde kariyer sitelerine işe alım ilanları vererek bizim davamızı kazanmamızı sağlayacak hatalar yaptı. Ancak biz dava açarken şirketin bu tür hatalar yapacağından habersiz davamıza inanarak  bu işe girdik.Ve kazandık.

İşverenler 3-5 kişinin tazminatını ödemeye hep hazırlar, tabi ki iş yasalarının işten çıkarmaları caydırıcı nitelikte olması gerekir. Ama herşeyden önemlisi, iş yasaları ne olursa olsun o işverenini korkutmayan 3-5 kişinin 30-40 olması ve işverenin daha çalışırken bu 30-40 ın birlikte olduğunu görmesi. O zaman durumun ne olacağı hakkında düşünmek, ne yapacağını düşünmek bizim yaşadığımız paniği yaşamak işverene düşüyor.

Biz çalıştığımız şirketin bize uyguladığı bu sömürüye sessiz kalmayarak hukuki mücadelemizi verdik ve kazandık. İşimize geri dönemedik ama tüm bu süreçteki tazminatlarımızı aldık. Bizim kazandığımız bu dava, beyaz yakalıların mücadelesi için değerlendirilmesi gereken bir tecrübedir.

Bu ve benzeri kazanımlar aynı sömürüye farklı farklı uygulamalarla maruz kalan beyaz yakalıların, yarın korkusu yaşamadan, huzurlu ve insanca çalışmak için birlikte verecekleri mücadelenin önünü açmaktadır.